Önce & Sonra: Eski değirmenden yepyeni ev

homify.com.tr homify.com.tr
Google+
Loading admin actions …

İlgi çekici ve ilham verici dönüşüm projelerini ele aldığımız Önce & Sonra serisinde bugün Almanya'dan şahane bir restorasyon projesini sizlere tanıtacağız. Bu projeyi ilginç kılan en önemli etkenlerden biri alışılmışın dışında, 18. yüzyıldan kalma bir değirmenin baştan aşağıya ele alınarak hip bir daireye dönüştürülmesi. Frankfurt şehri yakınlarında bulunan Beerbach değirmeni önceleri başka amaçlarla kullanıldıktan sonra 1856 yılında klasik bir un değirmenine dönüştürülmüş. 1924 yılından 60'lı yıllara kadar binada bir restoran hizmet verirken, sonrasında bina koruma kapsamına alınmış. 

Değirmenin restorasyon projesini üstlenen Alman mimar Anja Thede, bir yandan mekânın tarihsel karakterini muhafaza ederken, bir yandan da modern bir hava katmayı başarmış. Gelin bu ilgi çekici projeyi yakından inceleyelim.

Projenin tamamı

Kuş bakışı bir açıdan restorasyona konu olan binalar kompleksi ve çevresini daha iyi bir şekilde görmek mümkün. Bir avlunun merkezinde olduğu komplekste değirmen binası dışında, eski bir ev ve birçok depo ya da ahır olarak kullanılan bina bulunuyor. 

Böylesine büyük bir yapı kompleksinin temizlik ve renovasyon işlemleri de iki aşamada tamamlanmış. Projeyi üstlenen ekip birinci aşamada yan yana duran iki evden oluşan ana binanın çatısını elden geçirirken; ikinci aşamada ise değirmen baştan aşağıya temizlenerek restore edilmiş.

Önce: İç mekân

Her zaman olduğu gibi, öncelikle binanın restorasyon projesi başlamadan önceki durumuna kısaca göz atalım. Görüldüğü gibi değirmenin yaşam için ayrılan kısmı hem dar, hem de havasız ve sıkışık bir görüntü verdiği gibi yıllardır tamir görmediği için yaşamaya çok uygun da değil.

Önce: Arka cephe

Binanın ormana bakan tarafında, pek de sağlam görünmeyen çinko bir çatının altında ince uzun bir balkon bulunuyor. Gerek kullanılan malzeme, gerekse de genel görünüm itibarıyla evin çok da umut vaât etmediğini görebiliyoruz.

Önce: Ön cephe

Binanın ön cephesinin restorasyondan önceki hali klasik bir Alman mimarisi örneğini yansıtırken, sonradan yapılan ilavelerden biri olan dışa doğru bombeli pencereler 70'li yıllar mimarisinin tipik örnekleri olarak duruyorlar.

Sonra: Ön cephe

Değirmenin mevcut hali eski karakterini muhafaza eden ama modern ihtiyaçlara da cevap veren bir konut kompleksi halini almış durumda. 

Projeyi üstlenen ekip modern bir tasarım anlayışı vbe ekolojik kaygıları da hesaba katarak mekânı üç katlı bir eve dönüştürmüş durumda. Birinci katta küçük bir çalışma ofisi bulunurken, üst katta ferah bir yaşam alanı, en üstteki çatı katında ise yatak odaları bulunuyor. 

Fotoğrafta görüldüğü gibi evin dış cephesi de değişen kapı ve pencere çerçevelerinin yanısıra, yapılan genel temizlik sayesinde bambaşka bir pırıltıya kavuşmuş.

Sonra: Yatak odası

İç mekânlarda evin o eski karakter ve cazibesinin izlerini görmek mümkün. Yatak odasında duvarlardan biri aynen tuğla bırakılarak bu etki sağlanırken, bu kızıl tuğlanın ahşapla ve karşı duvardaki pembeyle bir araya gelmesi hem hoş bir kontrast teşkil ediyor, hem de modern ama bir o kadar da samimi ve dingin bir görüntü ortaya çıkarıyor.

Sonra: Banyo

En üst katta yatak odasının bir devamı olarak düşünülen banyoda da evin endüstriyel karakeriyle modern bir tasarım dilini bir araya getiren o kendine özgü damgayı hissetmek mümkün. Gerek tarz, gerekse de renk ve malzeme seçimi itibarıyla bir bütünlük sağlanmış.

Doğal malzemeler

Evin restorasyonunda çeşitli inşaat malzemelerinin korunması ya da elden geçirilmesinin yanısıra, bina yeni bazı malzemelerle de zenginleştirilmiş. Bunlardan biri merdivenlerin bitiminde bir çeşit paravan işlevi gören kerpiç malzemeli duvar. Ayrıca evin izolasyonu için kendi kendini yenileme özelliği olan malzemeler kullanılmış.

Sonra: Yaşam alanı

Evin yaşam alanı olarak düşünülen birinci katında da, üst katta gördüğümüze benzer karakteristik unsurların modern bir tasarım diliyle yeniden yorumlanışına tanık oluyoruz. Arka planda görüldüğü gibi katlar arasında geçiş metal bir merdivenle sağlanırken, burası aynı zamanda tepeden ışık alan küçük bir iç avluya da dönüştürüşmüş. Geniş yekpare pencereler ise hem gün ışığının ieçriye dolmasını sağlıyor, hem de terasla iç mekâna arasındaki geçişkenliği pürüzsüz kılıyor.

Sonra: Çocuk odası

Son olarak yenilenen evin çocuk odası olarak ayrılan kısmına da bakıp turumuzu bitirelim. Çatı katında yer alan bu küçük odada da hem tarihi bir evde olduğunuzu hissediyor, hem de rengarenk mobilyalar ve dekoratif unsurlar sayesinde bu ağırlığı omuzlarınızda hissetmiyorsunuz. Hem karakterli, hem sıcak, hem de eğlenceli bir ortam.

Bu restorasyon projesini siz nasıl buldunuz? Fikirlerinizi yorum kısmında bizimle paylaşın. 
Casas inHAUS: modern tarz Evler

Ev projenizle ilgili yardıma mı ihtiyacınız var? Bizimle temasa geçin!

Eviniz için esin kaynaklarını keşfedin!